1 Şubat 2014 Cumartesi

Rio'da şehir turu




Fotoğraf makinası benim için defter kalem gibi vazgeçilmezlerdendir. Fotoğraf çekmek ise başlı başına bir keyif. Dondurduğum anlarımdır. O yüzden güneşi takip ederim hep. Çünkü ışık önemli. Işık doğruysa, tadından yenmez. Öğle saatinde fotoğraf çekmekten haz almadığım için bugünün duraklarını güneşe göre belirlemeyi teklif ettim, arkadaşlarım da kabul ettiler.  Plana sadık kaldık ama saatimiz şaştı ve Corcovado Tepesi'ne 

Bugünün programı yoğun... Öğleden önce Corcovado Tepesi'ni ziyaret edeceğiz, öğle saatlerinde klima bulabileceğimiz downtown'da dolaşacak ve akşamüstü de teleferikle Pao de Açucar'a (bildiğimiz adı Sugar Loaf, türkçesi Şeker Dağı) çıkacağız. Tüm bunları yaptıktan sonra da şansımız varsa, güneş batmadan önce tekrar Ipanema'da denize gireceğiz. Yani, vamos!

Cristo Redentor - Redeemer - Kurtarıcı İsa Heykeli



Cristo Redentor yani 700m rakımlı Corcovado Tepesi'ndeki kurtarıcı İsa heykeli.. Rio de Janeiro'nun simgesi durumundaki heykelin, ülkenin katolikliğini vurguluyor olması açısından brezilyalıların gönlündeki yeri de ayrı. Sadece Rio'da değil, otobüs yolculuğu sırasında Brezilya sınırından sonra, geçtiğimiz hemen her yerleşim bölgesinde boy boy versiyonlarına ve farklı kullanım amaçlarına tanık oldum. Bahçe heykelleri en ilgimi çeken kullanım alanı oldu diyebilirim. Üstelik üzerine forma giydirilmiş versiyonları da mevcut. İnsanların dine bakış açılarındaki farklılıkları göstermesi açısından çok öğretici olduğunu da eklemeden geçemeyeceğim.  

Trem de Corcovado
Corcovado Tepesi'ne çıkmanın en keyifli yolu Corcovado Treni. Karayoluyla da ulaşım var ama trenin tadı bir başka oluyor.Yaklaşık yarım saat süren yolculuk sırasında ormanın içinden geçerken bir yandan da pencereden, altınızda kalan şehir manzarasının keyfini çıkarabiliyorsunuz. Üstelik ara durakta trene binen Bom da Samba adlı brezilyalı grubun eğlenceli şarkıları da cabası.. (tren bileti kişi başı R$ 65)


Tren yolculuğundan sonra Cristo'ya ulaşmak için merdivenleri tırmanmaya başladık. Gözümde büyüttüğüm kadar değilmiş. Üstelik yukarıdaki gibi manzaralar da cabası.. Ama en güzel manzara, Cristo'nun manzarası sanırım..

Cristo'nun baktığı açıdan Rio


Downtown

Teatro Municipal

Corcovado'dan indiğimizde güneş tam tepeydi. Serin bir yerde öğle yemeğimizi yemek için şehir merkezine gittik. Saraya benzeyen belediye tiyatro binasının ihtişamını görünce sanata değer veren toplumlara duyduğum saygıyı da pekiştirmiş oldum.

Patisserie Colombo
Downtown'ın incisi Patisserie Colombo... Yüksek tavana kadar uzanan sıra sıra aynalı dolapları, çikolataları, tatlıları ve yemek mönüsüyle Rio'nun gösterişli pastanesi... Sıcak çikolata eşliğinde yenen tatlılar 40 dereceye yakın hava sıcaklığında mantıklı görünmeyebilir ama emin olabilirsiniz ki tadan için her bir anı çok lezzetliydi.


Catedral Metropolitana do Rio de Janeiro
Martin'in ısrarı üzerine Rio'nun katedralini görmeye gittik. Görünce de ısrarın nedeni belli oldu. Daha yaklaşırken, binanın orjinal mimarisi dikkatimizi çekti. Meğer Martin'in "tanrı burda işte" dediği kadar varmış. 1964-79 yılları arasında inşa edilen katedralin mimari ünlü brezilyalı mimar Edgar Fonceca. Koni şeklindeki binanın yüksekliği 75m, iç çapı 96m. Klasik yapılara alışık olan gözlerim için etkileyici bir binaydı ama üstüne yapışan bir kutsallık, mabetlik hissi vermedi. En azından kapısından içeri girene kadar böyle düşünüyordum.


Gördüğüm azametin etkisinden bir süre kurtulamadım. Konik tavandaki haçın kollarından yere kadar inen vitray camların ve tepedeki haçın ışıkla yarattıkları, binaya yaklaşırken hiç beklemediğim bir şeydi. Edgar Fonceca'ya neden dahi dedikleri o zaman anladım.

Pao de Açucar - Sugarloaf - Şeker Dağı


Pao de Açucar ve Morro da Urca
Artık teleferikle Şeker Dağı'na çıkma vakti geldi. Geldik Praia Vermelha'ya. Guanabara Körfezi'nin ağzında bulunan Sugarloaf'a çıkmak için iki kademede teleferik kullanıyor. İlk teleferik sizi "yerden" alıp Morro da Urca'ya, ikincisi ise Morro da Urca'dan 396m yüksekliğindeki Sugarloaf'a çıkarıyor. 20 dakikada bir kalkan teleferiklerin her biri 65 kişi kapasiteli. (teleferik kişi başı: R$ 62)

Morro da Urca'dan Sugarloaf  teleferiğine yürürken
Söylenecek çok fazla bir şey yok. Manzara muhteşem. Rio bir kez daha ayaklarımın altında. Hayatım boyunca fotoğraflarından, televizyondan, sinemadan izlediğim ve izlerken hayran olduğum o yerlerden birindeydim. Aklıma ilk gelen brezilya melodisini mırıldanarak fotoğraf çekmeye başladım.

Eve döndüğümüzde yorgunduk ama bitmedi. Martin ve ben akşamüstü sefası için Ipanema sahile koşarken, diğerleri evde kalıp dinlenmeyi tercih etti. Onların bizden daha fazla dinlenmesi gerekiyordu. Çünkü yarın Busioz'a yola çıkıyorduk ve José ile Çağrı bizim iki şöförümüzdü.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder