José'nin evinde biraz soluklanıp duşumuzu aldıktan ve kahvelerimizi içtikten sonra ufak bir şehir turu yapmak için dışarı çıktık. Aslında bu şehirde her tur ufak kalıyor zaten. Çünkü Sao Paulo, dünyanın en büyük 3.şehri. Ucu bucağı yok. Adını verdiği eyaletin okyanusa sınır mevcut ama şehir daha içerde ve ortalama rakımı 800m. Tropikal iklime bu kadar yakınken 800m'de olmanın bazı avantajları var tabi. Yazlar sıcak elbette ama bunaltıcı gün sayısı 3-5. Kışların en soğuk gün ortalaması ise 10 derece. Yani iklim olarak yaşanası bir yer denebilir. Tabi benim gibi illa deniz olacak diyenlerdenseniz, başka alternatifleri değerlendirmek yardımcı olacaktır.
Sao Paulo'nun kalbi sayılan Avenida Paulista üzerinde bir kitapçı var: Livraria Cultura.. Güney Amerika'nın en büyük kitapçısı ünvanına sahip. Zaten buraların insanları, gariptir, bizim gibi en büyük alışveriş merkezleri veya adalet sarayları yapmaya çalışmıyorlar. İşleri güçleri kitapçı, tiyatro, sinema... entel dantel... :))
Kitapçı demek ne kadar doğru olur bilmiyorum aslında. Fotoğrafını gördüğünüz dükkan en büyük olanı ama aynı pasajın içinde birden fazla dükkana da sahip. Bir tanesi sadece sinema ve tiyatro eserlerine, diğeri bir yayın evinin kitaplarına ayrılmış.
Livraria Cultura'dan çıkıp Avenista Paulista boyunca yürümeye devam ediyoruz. Bugün günlerden pazar. Ev sahibimiz José'nin geleneksel caz günü. Gitmekten keyif aldığı bir bar var; Barro da Itarare. Pazar akşamları 20:00-23:00 arası caz standartlarından oluşan ve arada isteklere de yer verdikleri şirin bir performans sergiliyorlar. Diğer günlerin de kendine has programları varmış ama bana görmek nasip olmadı. Yolunuz düşerse diye web sitesinin adresini paylaşıyorum: http://www.baraodaitarare.com.br/
Gece eve döndüğümüzde pilimiz çoktan bitmişti ve ertesi gün uzun olacaktı. Yolculuğumuz yaklaşık beş saat sürecekti ve herkes güneş batmadan Ipanema'dan okyanusa girme hayalleri kuruyordu. Sabah 7.30'da kalkmaya karar vererek, odalarımıza çekildik.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder